saçıntı

كَانَتْ هُنَاكَ نُفَايَاتٌ مُتَنَاثِرَةٌ فِي مَوْقِعِ البِنَاءِ، وَكَانَ يَجِبُ تَنْظِيفُهَا.

İnşaat alanında saçıntı malzemeler vardı, temizlenmesi gerekiyordu.

بَعْدَ الزِّلْزَالِ، كَانَتْ هُنَاكَ بَقَايَا مُتَنَاثِرَةٌ فِي كُلِّ مَكَانٍ، مِمَّا جَعَلَ عَمَلِيَّاتِ البَحْثِ وَالإِنْقَاذِ صَعْبَةً.

Depremden sonra her yerde saçıntı vardı, arama kurtarma çalışmaları zorlaştı.

İlişkili Kelimeler