sağa sola

كَادَ يَتَعَرَّضُ لِحَادِثٍ لِأَنَّهُ عَبَرَ الطَّرِيقَ دُونَ أَنْ يَنْظُرَ يَمِينًا وَيَسَارًا أَثْنَاءَ الْمَشْيِ عَلَى الطَّرِيقِ.

Yolda yürürken sağa sola bakmadan karşıya geçtiği için neredeyse kaza geçirecekti.

كَانَ الْأَطْفَالُ يَرْكُضُونَ هُنَا وَهُنَاكَ فِي الْحَدِيقَةِ وَيُفَرِّغُونَ طَاقَتَهُمْ.

Çocuklar parkta sağa sola koşuşturarak enerjilerini atıyorlardı.

İlişkili Kelimeler