saadetle

وَدَّعَ الزَّوْجَانِ حَدِيثَا الزَّوَاجِ ضُيُوفَهُمَا بِسَعَادَةٍ وَاسْتَعَدَّا لِلذَّهَابِ فِي شَهْرِ الْعَسَلِ.

Yeni evlenen çift, misafirlerini saadetle uğurladı ve balayına gitmek için hazırlandılar.

فِي حَفْلِ التَّخَرُّجِ، تَلَقَّى الطُّلَّابُ شَهَادَاتِهِمْ بِفَرَحٍ وَكَانُوا مَلِيئِينَ بِالْأَمَلِ فِي الْمُسْتَقْبَلِ.

Mezuniyet töreninde öğrenciler diplomalarını saadetle aldılar ve gelecek için umut doluydular.

İlişkili Kelimeler