يَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْعُثُورِ عَلَى وَظِيفَةٍ لِأَنَّهُ ذُو سَوَابِقَ.
Sabıkalı olduğu için iş bulmakta zorlanıyor.
يَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْعُثُورِ عَلَى وَظِيفَةٍ لِأَنَّهُ ذُو سَوَابِقَ.
Sabıkalı olduğu için iş bulmakta zorlanıyor.
يُحْظَرُ عَلَى الْأَشْخَاصِ الَّذِينَ لَهُمْ سِجِلٌّ جِنَائِيٌّ مُمَارَسَةُ بَعْضِ الْمِهَنِ.
Sabıkalı kişilerin bazı meslekleri yapması yasaktır.
قَبَضَتِ الشُّرْطَةُ عَلَى مُسَجَّلٍ خَطِرٍ.
Polis sabıkalı birini yakaladı.