sabi

طِفْل — أَطْفَال

كَانَ الطِّفْلُ يَنْظُرُ حَوْلَهُ دُونَ أَنْ يَتْرُكَ يَدَ وَالِدَتِهِ.

Sabi çocuk, annesinin elini bırakmadan etrafına bakınıyordu.

صَغِير — صِغَار

اضْطُرَّ إِلَى الْبَدْءِ فِي الْعَمَلِ فِي سِنٍّ صَغِيرٍ.

Sabi yaşta çalışmaya başlamak zorunda kalmış.

قَاصِر — قُصَّر

الْقَانُونُ يَحْمِي حُقُوقَ الْقَاصِرِينَ

Kanun, sabi olanların haklarını korur.

İlişkili Kelimeler