sadece

لَقَدْ أَتَيْتُ فَقَطْ لِرُؤْيَتِكَ، لَيْسَ لَدَيَّ أَيُّ غَرَضٍ آخَرَ.

Ben sadece seni görmek için geldim, başka bir amacım yok.

أَنْتَ فَقَطْ تَسْتَطِيعُ الْمُسَاعَدَةَ فِي هَذَا الْأَمْرِ، لَا أَحَدَ غَيْرُكَ.

Bu konuda sadece sen yardımcı olabilirsin, başkası değil.

هَذِهِ مُجَرَّدُ بِدَايَةٍ، يَجِبُ أَنْ نَعْمَلَ بِجِدٍّ أَكْثَرَ.

Bu sadece bir başlangıç, daha çok çalışmalıyız.

İlişkili Kelimeler