sahne

مَسْرَح — مَسَارِح

كَانَ الْمُمَثِّلُونَ يَقُومُونَ بِاسْتِعْدَادَاتِهِمُ النِّهَائِيَّةِ قَبْلَ الصُّعُودِ إِلَى الْمَسْرَحِ وَكَانُوا مُتَحَمِّسِينَ لِلْغَايَةِ.

Oyuncular, sahneye çıkmadan önce son hazırlıklarını yapıyorlardı ve çok heyecanlılardı.

صَعِدَ الْمُغَنِّي إِلَى الْمِنَصَّةِ أَمَامَ النَّاسِ، وَبَدَأَ يُغَنِّي أُغْنِيَتَهُ الْجَدِيدَةَ.

Şarkıcı insanların önünde sahneye çıktı ve yeni şarkısını söylemeye başladı.

مَنْظَر — مَنَاظِر

هَذَا الْمَنْظَرُ الرَّائِعُ الَّذِي قَدَّمَتْهُ الطَّبِيعَةُ سَحَرَ الْجَمِيعَ وَلَنْ يُنْسَى لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Doğanın sunduğu bu muhteşem sahne, herkesi büyüledi ve uzun süre unutulmayacak.

Ayrıca: مَشْهَد

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler