sakız

أُحِبُّ مَضْغَ الْعِلْكِ بِنَكْهَةِ النَّعْنَاعِ بَعْدَ الْغَدَاءِ.

Öğle yemeğinden sonra naneli sakız çiğnemeyi severim.

التَصَقَتِ الْعِلْكَةُ بِحِذَائِي أَثْنَاءَ الْمَشْيِ فِي الشَّارِعِ.

Sokakta yürürken sakız ayakkabıma yapıştı.