sakinlemek

الْعَاصِفَةُ تَهْدَأُ بِبُطْءٍ.

Fırtına yavaş yavaş sakinliyor.

أَسْتَرْخِي بِالِاسْتِمَاعِ إِلَى الْمُوسِيقَى عِنْدَمَا أَكُونُ مُتَوَتِّراً.

Stresli olduğumda müzik dinleyerek sakinleşirim.

سَكَنَ أَلَمِي بِالدَّوَاءِ.

Ağrım ilaçla sakinleşti.

İlişkili Kelimeler