şaklatmak

طَقْطَقَ النَّادِلُ الزُّجَاجَةَ عَلَى الْمِنْضَدَةِ.

Barmen şişeyi tezgahın üzerinde şaklattı.

فَرْقَعَ الطِّفْلُ بَالُونَهُ.

Çocuk balonunu şaklattı.

صَفَّقَ الْحَشْدُ بِأَيْدِيهِمْ.

Kalabalık ellerini şaklattı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler