فِي الْمَاضِي، كَانَ النَّاسُ يَغْسِلُونَ مَلَابِسَهُمْ عَلَى لَوْحِ الْغَسْلِ.
Eskiden insanlar çamaşırlarını salacak üzerinde yıkarlardı.
فِي الْمَاضِي، كَانَ النَّاسُ يَغْسِلُونَ مَلَابِسَهُمْ عَلَى لَوْحِ الْغَسْلِ.
Eskiden insanlar çamaşırlarını salacak üzerinde yıkarlardı.
وَضَعَتْ أُمِّي الْأَطْبَاقَ عَلَى مِنَصَّةِ الْغَسْلِ.
Annem tabakları salacağa koydu.