samimiyetle

أَقُولُ لَكَ بِإِخْلَاصٍ، أَنَا أُؤْمِنُ بِأَنَّكَ سَتَنْجَحُ فِي هَذَا الْعَمَلِ.

Sana samimiyetle söylüyorum, bu işi başaracağına inanıyorum.

عَبَّرَ عَنْ مَشَاعِرِهِ بِصِدْقٍ فِي خِطَابِهِ.

Konuşmasında samimiyetle duygularını ifade etti.

اسْتَقْبَلَ الْمُدِيرُ مُوَظَّفِيهِ بِمَوَدَّةٍ.

Müdür, çalışanlarını samimiyetle karşıladı.