غَرَزَ الرَّجُلُ السِّكِّينَ فِي الْخَشَبِ بِغَضَبٍ.
Adam, bıçağı öfkeyle tahtaya sançtı.
غَرَزَ الرَّجُلُ السِّكِّينَ فِي الْخَشَبِ بِغَضَبٍ.
Adam, bıçağı öfkeyle tahtaya sançtı.
حَاوَلَ اللِّصُّ طَعْنَ الْمَرْأَةِ بِالسِّكِّينِ.
Hırsız, kadını bıçakla sançmaya çalıştı.
رَكَزَ الْجُنْدِيُّ الرُّمْحَ فِي الْأَرْضِ.
Asker mızrağı yere sançtı.