لَا أَظُنُّ أَنَّهُ يَكْذِبُ، أَعْتَقِدُ أَنَّهُ يَقُولُ الْحَقِيقَةَ.
Onun yalan söylediğini sanmıyorum, bence doğruyu söylüyor.
لَا أَظُنُّ أَنَّهُ يَكْذِبُ، أَعْتَقِدُ أَنَّهُ يَقُولُ الْحَقِيقَةَ.
Onun yalan söylediğini sanmıyorum, bence doğruyu söylüyor.
حَسِبْتُكَ أَصْغَرَ سِنًّا.
Ben seni daha genç sanmıştım.
اعْتَقَدَ الْجَمِيعُ أَنَّهُ سَيَنْجَحُ.
Herkes onun başarılı olacağını sanıyordu.
رَأَى، خَالَ، اِفْتَرَضَ، تَوَهَّمَ، خَمَّنَ، اِفْتَكَرَ، تَظَنَّنَ، تَخَالُ