صُنْدُوق — صَنَادِيق
تَحْتَفِظُ أُمِّي بِصُوَرِ طُفُولَتِنَا فِي الصُّنْدُوقِ الْقَدِيمِ.
Annem eski sandıkta çocukluk fotoğraflarımızı saklıyor.
تَحْتَفِظُ أُمِّي بِصُوَرِ طُفُولَتِنَا فِي الصُّنْدُوقِ الْقَدِيمِ.
Annem eski sandıkta çocukluk fotoğraflarımızı saklıyor.
وَضَعَتْ جَدَّتِي الْبَطَّانِيَّاتِ فِي الْخِزَانَةِ.
Büyükannem battaniyeleri sandığa koydu.
وَضَعَ النَّاخِبُ وَرَقَتَهُ فِي صُنْدُوقِ الِاقْتِرَاعِ.
Seçmen oyunu sandığa attı.
خَزِينَة، سَحَّارَة، عَيْبَة