عِنْدَمَا ارْتَفَعَتْ حَرَارَتُهُ، بَدَأَ يَتَوَهَّمُ أَشْيَاءَ غَيْرَ مَوْجُودَةٍ.
Ateşi yükselince olmayan şeyler sanrılamaya başladı.
عِنْدَمَا ارْتَفَعَتْ حَرَارَتُهُ، بَدَأَ يَتَوَهَّمُ أَشْيَاءَ غَيْرَ مَوْجُودَةٍ.
Ateşi yükselince olmayan şeyler sanrılamaya başladı.
كَتَأْثِيرٍ جَانِبِيٍّ لِلْأَدْوِيَةِ، قَدْ يَرَى بَعْضُ الْمَرْضَى هَلْوَسَاتٍ وَيَتَوَهَّمُونَ.
İlaçların yan etkisi olarak bazı hastalar halüsinasyon görüp sanrılayabilir.