saplanmak

انْغَرَزَ كَعْبُ حِذَائِي فِي الطِّينِ وَلَمْ أَسْتَطِعِ التَّحَرُّكَ.

Ayakkabımın topuğu çamura saplandı ve hareket edemedim.

عَلِقَتْ عَجَلَاتُ السَّيَّارَةِ فِي الرِّمَالِ وَلَمْ تَسْتَطِعِ التَّقَدُّمَ.

Arabanın tekerlekleri kuma saplandı ve ilerleyemedi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler