saplantılı

إِنَّهُ يَتَصَرَّفُ بِشَكْلٍ مَهْووسٍ تُجَاهَ حَبِيبَتِهِ السَّابِقَةِ، فَهُوَ يَتْبَعُهَا بِاسْتِمْرَارٍ.

O, eski sevgilisine karşı saplantılı bir şekilde davranıyor, sürekli onu takip ediyor.

إِنَّهُ مُوَسْوِسٌ جِدًّا بِشَأْنِ النَّظَافَةِ، فَهُوَ يُنَظِّفُ كُلَّ شَيْءٍ بِاسْتِمْرَارٍ.

Temizlik konusunda çok saplantılı, her şeyi sürekli temizliyor.

İlişkili Kelimeler