تَلَفَّفَتَلَفَّفْتُ بِشَالٍ سَمِيكٍ لِحِمَايَةِ نَفْسِي مِنَ البَرْدِ.Soğuktan korunmak için kalın bir şala sarındım.
تَغَطَّىكَانَ الْمَرِيضُ يَسْتَرِيحُ فِي سَرِيرِهِ مُتَغَطِّيًا بِبَطَّانِيَّةٍ.Hasta, yatağında battaniyeye sarınarak dinleniyordu.