عِنْدَمَا حَلَّ الْخَرِيفُ، بَدَأَتِ الْأَوْرَاقُ تَصْفَرُّ.
Sonbahar gelince yapraklar sararmaya başladı.
عِنْدَمَا حَلَّ الْخَرِيفُ، بَدَأَتِ الْأَوْرَاقُ تَصْفَرُّ.
Sonbahar gelince yapraklar sararmaya başladı.
بَدَأَتِ الْأَزْهَارُ الَّتِي لَمْ تَحْصُلْ عَلَى الْمَاءِ تَذْبُلُ وَتَصْفَرُّ.
Susuz kalan çiçekler sararmaya ve solmaya başladı.
بِسَبَبِ الْمَرَضِ، بَدَأَ جِلْدُهُ يَتَلَوَّنُ بِالْأَصْفَرِ.
Hastalık nedeniyle cildi sararmaya başladı.
شَحَبَ