ادَّعَى الْمُتَّهَمُ، الَّذِي يُحَاكَمُ بِتُهْمَةِ التَّحَرُّشِ، بِأَنَّهُ بَرِيءٌ.
Sarkıntılık suçlamasıyla yargılanan sanık, suçsuz olduğunu iddia etti.
ادَّعَى الْمُتَّهَمُ، الَّذِي يُحَاكَمُ بِتُهْمَةِ التَّحَرُّشِ، بِأَنَّهُ بَرِيءٌ.
Sarkıntılık suçlamasıyla yargılanan sanık, suçsuz olduğunu iddia etti.
تَشْتَكِي النِّسَاءُ مِنَ التَّعَرُّضِ لِلْمُضَايَقَةِ وَالتَّمْيِيزِ فِي مَكَانِ الْعَمَلِ.
Kadınlar, iş yerinde sarkıntılık ve ayrımcılığa maruz kalmaktan şikayet ediyorlar.