sarp

كَانَ تَسَلُّقُ الْمُنْحَدَرِ الْحَادِّ لِلْجَبَلِ صَعْبًا وَخَطِيرًا لِلْغَايَةِ.

Dağın sarp yamacına tırmanmak çok zor ve tehlikeliydi.

تَحْتَاجُ إِلَى مُعَدَّاتٍ خَاصَّةٍ لِلْمَشْيِ فِي هَذِهِ التَّضَارِيسِ الْوَعِرَةِ.

Bu sarp arazide yürüyüş yapmak için özel ekipmanlara ihtiyacınız var.

كَانَتِ الصُّخُورُ شَدِيدَةَ الِانْحِدَارِ تَنْحَدِرُ فَجْأَةً نَحْوَ الْبَحْرِ.

Sarp kayalıklar, denize doğru aniden iniyordu.

Eşdizimler