كان الاهتزاز الذي جلبه الشيخوخة يقيد حركاته.
Yaşlılığın getirdiği sarsaklık, hareketlerini kısıtlıyordu.
كان الاهتزاز الذي جلبه الشيخوخة يقيد حركاته.
Yaşlılığın getirdiği sarsaklık, hareketlerini kısıtlıyordu.
كان الترنح الناجم عن المرض يمنعه من القيام بمهامه اليومية.
Hastalığın neden olduğu sarsaklık, günlük işlerini yapmasını engelliyordu.
كان عدم الثبات في الأرض يجعل المشي صعبا.
Zemindeki sarsaklık, yürümeyi zorlaştırıyordu.