مَنَعَ دِفَاعُ الْفَرِيقِ الْفَرِيقَ الْمُنَافِسَ مِنْ تَسْجِيلِ هَدَفٍ.
Takımın savunması, rakip takımın gol atmasını engelledi.
مَنَعَ دِفَاعُ الْفَرِيقِ الْفَرِيقَ الْمُنَافِسَ مِنْ تَسْجِيلِ هَدَفٍ.
Takımın savunması, rakip takımın gol atmasını engelledi.
الْمُدَافَعَةُ عَنِ الْحَقِّ تَتَطَلَّبُ شَجَاعَةً وَإِصْرَارًا فِي مُوَاجَهَةِ التَّحَدِّيَاتِ.
Hakkı savunmak, zorluklarla yüzleşmede cesaret ve kararlılık gerektirir.
قَدَّمَ الْمُحَامِي مُرَافَعَةً قَوِيَّةً أَمَامَ الْقَاضِي.
Avukat hâkimin önünde güçlü bir savunma yaptı.
مُنَاصَرَة، تَرَافُع