sayıklamak

كَانَ الْمَرِيضُ يَهْذِي بِاسْتِمْرَارٍ بِسَبَبِ ارْتِفَاعِ دَرَجَةِ الْحَرَارَةِ وَلَمْ يَكُنْ مِنَ الْمُمْكِنِ فَهْمُ مَا كَانَ يَقُولُهُ.

Hasta yüksek ateşten dolayı sürekli sayıklıyor ve ne dediği anlaşılmıyordu.

طَلَبَ الْجُنْدِيُّ الْجَرِيحُ الْمُسَاعَدَةَ مُتَمْتِمًا فِي أَلَمٍ.

Yaralı asker acı içinde sayıklayarak yardım istedi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler