اضْطَرَّ مَسْؤُولُو الصُّنْدُوقِ إِلَى عَدِّ الْأَصْوَاتِ وَاحِدًا تِلْوَ الْآخَرِ.
Sandık görevlileri oyları tek tek sayımlamak zorunda kaldılar.
اضْطَرَّ مَسْؤُولُو الصُّنْدُوقِ إِلَى عَدِّ الْأَصْوَاتِ وَاحِدًا تِلْوَ الْآخَرِ.
Sandık görevlileri oyları tek tek sayımlamak zorunda kaldılar.
أَمْضَى الْبَاحِثُونَ وَقْتًا طَوِيلاً فِي إِحْصَاءِ إِجَابَاتِ الْأَشْخَاصِ الَّذِينَ شَارَكُوا فِي الِاسْتِطْلَاعِ.
Araştırmacılar, ankete katılan kişilerin yanıtlarını sayımlamak için çok zaman harcadılar.