sayrımsamak

بَدَأَ الطَّالِبُ يَتَظَاهَرُ بِالْمَرَضِ لِيَتَجَنَّبَ الِامْتِحَانَ.

Öğrenci, sınavdan kaçmak için sayrımsamaya başladı.

تَمَارَضَ الرَّجُلُ لِكَيْ لَا يَذْهَبَ إِلَى الْعَمَلِ.

Adam, işe gitmemek için sayrımsadı.

ادَّعَى الطِّفْلُ الْمَرَضَ لِجَذْبِ انْتِبَاهِ وَالِدَتِهِ.

Çocuk, annesinin dikkatini çekmek için sayrımsadı.

İlişkili Kelimeler