seçkin

يُعْتَبَرُ عَالِمًا بَارِزًا فِي مَجَالِهِ.

O, alanında seçkin bir bilim insanı olarak kabul ediliyor.

يُعْرَفُ هَذَا الْفُنْدُقُ بِجَوْدَةِ خَدَمَاتِهِ الْمُمْتَازَةِ.

Bu otel, seçkin hizmet kalitesiyle tanınıyor.

إِنَّ الِانْتِمَاءَ إِلَى مُجْتَمَعٍ نُخْبَوِيٍّ لَا يُوَفِّرُ دَائِمًا مِيزَةً.

Seçkin bir topluluğa mensup olmak her zaman avantaj sağlamaz.

Eşdizimler