seçtirmek

أَرَادَ مَنْدُوبُ الْمَبِيعَاتِ أَنْ يَجْعَلَ الْعَمِيلَ يَخْتَارُ أَحَدَ النَّمَاذِجِ الْمُخْتَلِفَةِ عَنْ طَرِيقِ عَرْضِهَا عَلَيْهِ.

Satış temsilcisi, müşteriye farklı modelleri göstererek birini seçtirmek istedi.

أَعَدَّ الْمُعَلِّمُ قَائِمَةً لِيُجْبِرَ الطُّلَّابَ عَلَى اخْتِيَارِ مَوْضُوعٍ وَاحِدٍ مِنْ بَيْنِ مَوْضُوعَاتِ الْوَاجِبِ.

Öğretmen, öğrencilere ödev konuları arasından birini seçtirmek için liste hazırladı.

İlişkili Kelimeler