فَقَدَ كُلَّ أَمْوَالِهِ بِسَبَبِ وَلَعِهِ بِالتَّهَتُّكِ.
Sefahat düşkünlüğü yüzünden bütün parasını kaybetti.
فَقَدَ كُلَّ أَمْوَالِهِ بِسَبَبِ وَلَعِهِ بِالتَّهَتُّكِ.
Sefahat düşkünlüğü yüzünden bütün parasını kaybetti.
أَضَاعَ مَالَهُ فِي الفُجُورِ وَاللَّهْوِ.
Parasını sefahat ve eğlencede har vurup harman savurdu.
يُقَالُ إِنَّهُ يَعِيشُ حَيَاةً مَلِيئَةً بِالِانْغِمَاسِ فِي الْمَلَذَّاتِ.
Sefahat dolu bir hayat sürdüğü söyleniyor.