sefalı

تَمَّ التَّفْكِيرُ فِي كُلِّ شَيْءٍ لِقَضَاءِ عُطْلَةٍ مُبْهِجَةٍ.

Sefalı bir tatil geçirmek için her şey düşünülmüştü.

اجْتَمَعَ جَمِيعُ الْأَصْدِقَاءِ لِتَنَاوُلِ عَشَاءٍ مُمْتِعٍ.

Sefalı bir akşam yemeği için tüm arkadaşlar bir araya geldi.