كَانَ يَتَوَسَّلُ بِشَكْلٍ بَائِسٍ، لَكِنْ لَمْ يُسَاعِدْهُ أَحَدٌ.
Sefilane bir şekilde yalvarıyordu, ama kimse yardım etmedi.
كَانَ يَتَوَسَّلُ بِشَكْلٍ بَائِسٍ، لَكِنْ لَمْ يُسَاعِدْهُ أَحَدٌ.
Sefilane bir şekilde yalvarıyordu, ama kimse yardım etmedi.
حَاوَلَ تَحْقِيقَ هَدَفِهِ بِالتَّصَرُّفِ بِطَرِيقَةٍ حَقِيرَةٍ.
Sefilane davranarak amacına ulaşmaya çalıştı.
كَانَ يَتَسَوَّلُ بِأُسْلُوبٍ وَضِيعٍ.
Sefilane bir şekilde dileniyordu.