selamlamak

حَيَّا الْجُمْهُورُ الْفَنَّانَ الَّذِي صَعِدَ إِلَى الْمَسْرَحِ بِحَمَاسٍ.

Kalabalık, sahneye çıkan sanatçıyı coşkuyla selamladı.

سَلَّمْنَا عَلَى جِيرَانِنَا الْجُدُدِ عِنْدَ الْبَابِ وَرَحَّبْنَا بِهِمْ.

Yeni komşularımızı kapıda selamladık ve onlara hoş geldiniz dedik.