كَانَ السَّرَّاجُ يَصْنَعُ سُرُوجاً جَدِيدَةً وَيُصْلِحُ الْقَدِيمَةَ فِي دُكَّانِهِ.
Semerci, dükkanında yeni semerler yapıyor ve eskileri tamir ediyordu.
كَانَ السَّرَّاجُ يَصْنَعُ سُرُوجاً جَدِيدَةً وَيُصْلِحُ الْقَدِيمَةَ فِي دُكَّانِهِ.
Semerci, dükkanında yeni semerler yapıyor ve eskileri tamir ediyordu.
أَنْ تَكُونَ صَانِعَ سُرُوجٍ هُوَ عَمَلٌ صَعْبٌ يَتَطَلَّبُ مَهَارَةً وَإِتْقَاناً يَدَوِيّاً.
Semerci olmak, ustalık ve el becerisi gerektiren zor bir iştir.
كَانَ بَائِعُ السُّرُوجِ يَكْسِبُ رِزْقَهُ عَنْ طَرِيقِ بَيْعِ السُّرُوجِ لِأَصْحَابِ الْحَيَوَانَاتِ فِي الْقَرْيَةِ.
Semerci, köydeki hayvan sahiplerine semer satarak geçimini sağlıyordu.