لَا يُهِمُّ بِالنِّسْبَةِ لِي، الْأَمْرُ يَعُودُ إِلَيْكَ فِي كَيْفِيَّةِ الْقِيَامِ بِذَلِكَ.
Benim için fark etmez, sen bilirsin nasıl yapacağını.
لَا يُهِمُّ بِالنِّسْبَةِ لِي، الْأَمْرُ يَعُودُ إِلَيْكَ فِي كَيْفِيَّةِ الْقِيَامِ بِذَلِكَ.
Benim için fark etmez, sen bilirsin nasıl yapacağını.
أَنْتَ أَكْثَرُ خِبْرَةً فِي هَذَا الشَّأْنِ، أَنْتَ أَدْرَى بِمَا يَجِبُ عَلَيْكَ فِعْلُهُ.
Bu konuda daha tecrübelisin, sen bilirsin ne yapman gerektiğini.
لَدَيَّ اقْتِرَاحٌ وَلَكِنَّ القَرَارَ الأَخِيرَ لَكَ، كَمَا تَرَاهُ مُنَاسِبًا.
Benim bir önerim var ama son karar senin, sen bilirsin.