سَلَّة — سِلَال
تَبْدُو التُّفَّاحَاتُ فِي السُّوقِ جَمِيلَةً جِدًّا، دَعْنَا نَأْخُذْ سَلَّةً.
Marketteki elmalar çok güzel görünüyor, bir sepet alalım.
تَبْدُو التُّفَّاحَاتُ فِي السُّوقِ جَمِيلَةً جِدًّا، دَعْنَا نَأْخُذْ سَلَّةً.
Marketteki elmalar çok güzel görünüyor, bir sepet alalım.
وَضَعَتْ أُمِّي الْفَوَاكِهَ فِي الْقُفَّةِ.
Annem meyveleri sepete koydu.
يَجِبُ أَنْ تَعْمَلَ بِجِدٍّ لِرَمْيِ الْكُرَةِ فِي الشَّبَكَةِ فِي كُرَةِ السَّلَّةِ.
Basketbolda topu sepete atmak için çok çalışmalısın.
سَلَّة المِنْطَاد، زَنْبِيل، قَفِير