serbest kalmak

الرَّجُلُ الَّذِي اُعْتُقِلَ بِالخَطَأِ، أُطْلِقَ سَرَاحُهُ فِي النِّهَايَةِ.

Yanlışlıkla tutuklanan adam, sonunda serbest kaldı.

قَرَّرَتِ المَحْكَمَةُ الإِفْرَاجَ عَنِ المُتَّهَمِ لِعَدَمِ كِفَايَةِ الأَدِلَّةِ.

Mahkeme, delil yetersizliğinden dolayı sanığın serbest kalmasına karar verdi.

بَعْدَ أَنْ قَضَى عَشْرَ سَنَوَاتٍ فِي السِّجْنِ، أُطْلِقَ سَرَاحُهُ أَخِيرًا.

On yıl hapis yattıktan sonra nihayet serbest kaldı.

İlişkili Kelimeler