serili

كَانَتِ الْغُرْفَةُ مَفْرُوشَةً بِسَجَّادَةٍ جَمِيلَةٍ.

Oda, güzel bir halıyla seriliydi.

قُمْنَا بِنُزْهَةٍ عَلَى غِطَاءٍ مَمْدُودٍ عَلَى الْعُشْبِ.

Çimlerin üzerine serili bir örtüde piknik yaptık.

كَانَ هُنَاكَ غِطَاءٌ أَبْيَضُ مَبْسُوطٌ عَلَى الطَّاوِلَةِ.

Masaya beyaz bir örtü seriliydi.

İlişkili Kelimeler