sermestane

كَانَ يَتَمْتِمُ بِالْأَغَانِي بِسُكْرٍ.

Sermestane bir şekilde şarkılar mırıldanıyordu.

كَانَتْ عَيْنَاهُ تَنْظُرَانِ بِتِيهٍ.

Gözleri sermestane bakıyordu.