تَسْتَمِرُّ الْأَلْغَامُ الْعَائِمَةُ الَّتِي وُضِعَتْ فِي الْبَحْرِ خِلَالَ الْحَرْبِ فِي خَلْقِ خَطَرٍ.
Savaş sırasında denize bırakılan serseri mayınlar tehlike yaratmaya devam ediyor.
تَسْتَمِرُّ الْأَلْغَامُ الْعَائِمَةُ الَّتِي وُضِعَتْ فِي الْبَحْرِ خِلَالَ الْحَرْبِ فِي خَلْقِ خَطَرٍ.
Savaş sırasında denize bırakılan serseri mayınlar tehlike yaratmaya devam ediyor.
إِنَّهُ مِثْلُ شَخْصٍ مُتَهَوِّرٍ تَمَامًا، لَا أَحَدَ يَعْرِفُ مَا سَيَفْعَلُهُ.
O, tam bir serseri mayın gibi, ne yapacağı hiç belli olmuyor.