sertçe

أَغْلَقَ الْبَابَ بِشِدَّةٍ وَدَخَلَ غُرْفَتَهُ.

Kapıyı sertçe çarptı ve odasına girdi.

حَذَّرَ الْمُعَلِّمُ الطَّالِبَ بِقَسْوَةٍ.

Öğretmen, öğrencisini sertçe uyardı.

كَانَتِ الرِّيَاحُ تَهُبُّ بِعُنْفٍ.

Rüzgar sertçe esiyordu.

İlişkili Kelimeler