sertleştirmek

يَقُومُ الْحَدَّادُونَ بِتَصْلِيبِ الْمَعْدِنِ عَنْ طَرِيقِ الطَّرْقِ.

Demirciler, metali döverek sertleştirirler.

قَسَّى الطَّقْسُ الْبَارِدُ التُّرْبَةَ.

Soğuk hava, toprağı sertleştirdi.

شَدَّدَتِ الْحُكُومَةُ الْإِجْرَاءَاتِ الْأَمْنِيَّةَ.

Hükümet, güvenlik önlemlerini sertleştirdi.

Ayrıca: جَعْلٌ أَكْثَرَ صَلَابَةً

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler