sevinçli

اتَّصَلَ بِعَائِلَتِهِ وَهُوَ فَرِحٌ جِدًّا عِنْدَمَا عَلِمَ بِنَتَائِجِ الِامْتِحَانِ.

Sınav sonuçlarını öğrenince çok sevinçli bir şekilde ailesini aradı.

بَدَأَ عَمَلَهُ الْجَدِيدَ وَهُوَ مَسْرُورٌ.

O, sevinçli bir şekilde yeni işine başladı.

كَانَ الْأَطْفَالُ الْمُبْتَهِجُونَ يَرْكُضُونَ بِسَعَادَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.

Sevinçli çocuklar, parkta neşeyle koşuşturuyorlardı.