sevk etmek

أَرْسَلَتِ الشُّرْطَةُ الْمُشْتَبَهَ بِهِ إِلَى الْمَحْكَمَةِ وَبَدَأَ التَّحْقِيقُ.

Polis, zanlıyı adliyeye sevk etti ve soruşturma başlatıldı.

وَجَّهَ الطَّبِيبُ الْمَرِيضَ إِلَى أَخِصَّائِيٍّ لِأَنَّ حَالَتَهُ كَانَتْ مُعَقَّدَةً.

Doktor, hastayı bir uzmana sevk etti çünkü durumu karmaşıktı.

تَمَّ نَقْلُ الْجُنُودِ الْجَرْحَى إِلَى أَقْرَبِ مُسْتَشْفًى لِتَلَقِّي الْعِلَاجِ.

Yaralı askerler, tedavi için en yakın hastaneye sevk edildi.

İlişkili Kelimeler