sezmek

أَدْرَكْتُ عَلَى الْفَوْرِ أَنَّهُ كَانَ يَكْذِبُ لِأَنَّهُ كَانَ مُتَوَتِّرًا لِلْغَايَةِ.

Onun yalan söylediğini hemen sezdim, çünkü çok gergindi.

التَّحَسُّسُ بِالْخَطَرِ مُهِمٌّ جِدًّا لِلْبَقَاءِ عَلَى قَيْدِ الْحَيَاةِ.

Tehlikeyi sezmek, hayatta kalmak için çok önemlidir.

يَجِبُ أَنْ تَكُونَ حَرِيصًا جِدًّا لِتَتَوَقَّعَ مَا سَيَحْدُثُ.

Ne olacağını sezmek için çok dikkatli olmalısın.