seziş

إِحْسَاس — أَحَاسِيس

أَثَارَ الْإِحْسَاسُ فِي نَظَرَاتِهِ شَيْئًا بِدَاخِلِي.

Onun bakışlarındaki seziş, içimde bir şeyler uyandırdı.

كَانَ لِلطِّفْلِ حَدْسٌ قَوِيٌّ بِأَنَّ أُمَّهُ قَادِمَةٌ.

Çocuğun annesinin geleceğine dair güçlü bir sezişi vardı.