silkelemek

هَزَّتْ أُمِّي السَّجَّادَةَ فِي الشُّرْفَةِ لِإِزَالَةِ الْغُبَارِ.

Annem, tozunu almak için halıyı balkonda silkeledi.

نَفَضَ الرَّجُلُ الْغُبَارَ عَنْ مِعْطَفِهِ قَبْلَ ارْتِدَائِهِ.

Adam, paltosunu giymeden önce üzerindeki tozları silkeledi.

رَجَّ النَّادِلُ الزُّجَاجَةَ لِخَلْطِ الصَّلْصَةِ جَيِّدًا.

Garson, sosu iyice karıştırmak için şişeyi silkeledi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler