siyah

كَانَ اللَّيْلُ أَسْوَدًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّنَا لَمْ نَتَمَكَّنْ مِنْ رُؤْيَةِ مَا أَمَامَنَا.

Gece o kadar siyahtı ki, önümüzü göremiyorduk.

ارْتَدَتِ الْفَتَاةُ فُسْتَانًا أَسْوَدَ فِي الْحَفْلِ.

Kız, partide siyah bir elbise giydi.

Ayrıca: دَاجٍ، قَاتِم

İlişkili Kelimeler