soğutmak

أَخْرَجْتُ الطَّعَامَ إِلَى الشُّرْفَةِ لِتَبْرِيدِهِ قَلِيلًا.

Yemeği biraz soğutmak için balkona çıkardım.

فَتَّرَ عَدَمُ اهْتِمَامِهِ حُبِّي لَهُ.

Onun ilgisizliği beni ondan soğuttu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler