sollamak

حَاوَلَتِ الْحَافِلَةُ تَجَاوُزَ السَّيَّارَاتِ الْأُخْرَى أَثْنَاءَ صُعُودِهَا إِلَى التَّلِّ.

Otobüs, yokuş yukarı çıkarken diğer arabaları sollamaya çalıştı.

فِي السِّبَاقِ، تَخَطَّى الرِّيَاضِيُّ مُنَافِسِيهِ لِيُصْبِحَ الْأَوَّلَ.

Yarışta, sporcu rakiplerini sollayarak birinci oldu.

İlişkili Kelimeler